Roman Yazmayı Denemek 113 (Kötü)
Moraller bozuk.
Yılbaşına girerken bu sene kitabı bitireceğime inanarak girmiştim. Yeni düzenlemeler yapıyordum, her şey gayet iyi gidiyordu. Bu hayalle başladığım yılın başında, birkaç gece önce bilgisayarım elimin altında cazur cuzur sesler çıkararak yandı. Bunun ne kadar kötü hissettirdiğini anlatamam.
Üstelik 2022’de bu cihazı alırken kurduğum hayal şuydu: Seyahat ederken bu bilgisayarda yazacak ve kitabı bitirecektim. Şimdi ise karşımda, anakartından ekranına, bataryasına, soketlerine kadar tamamen ölmüş bir halde duruyor. Benim için ifade ettiği şey “Yazman gereken bir kitap var.” idi. Aklıma hep bunu getiriyordu. Ve bu hayal, içindeki yazdıklarımla birlikte gitti.
Tabiki her şeyi kaybetmedim. Fakat cloud kullanmıyorum. SSD’de bir yedeğim var ama aylar öncesine ait. Cihaz elimde eve koşarken kafamdan geçen tek düşünce ne kadarını kaybettiğimdi.
Peki bu saçma olay nasıl yaşandı?
5 Ocak 2025’te abim aradı ve Avatar 3’e gitmek istediğini söyledi. Ben zaten izlemiştim ve beğenmemiştim. Cameron hatrına izlediğim bir seri sadece. 4DX’e gideceklerini söyledi, ısrar etti. Yengem de çok seviyormuş. Hayatımda hiç 4DX deneyimim olmamıştı. “Bir deneyeyim” dedim. Ne farkı olduğunu bile bilmiyordum (rezalet gibi bir deneyimmiş, ona da geleceğim).
6 Ocak akşamı geldiğinde filme hiç gidesim yoktu. Ama bir kez bilet alındığı için kendimi mecbur hissettim. Normalde sinemaya giderken termosuma çay alırım. Onu bile almak istemiyordum. Derken annem, abim için kestane vermek istedi ve ısrar etti. Kestaneyi elde taşımak istemediğim için “iyi” dedim, bari çanta alayım yanıma (bilgisayarım da içindeydi). Madem çanta var, “termosu da alayım” dedim.
Filme girdik. Daha başında koltuklar sallanmaya başlayınca bu deneyimin nasıl bir rezillik olduğunu anladım. Lanet ettim. Hiçbir şey katmıyor; ayaklarını uzatamıyorsun, kaskatı durmak zorundasın. Arada salon ışıkları yanıyor — güya ateş efekti — göz almaktan başka bir işe yaramıyor. Bu sinema değil; bir tür entertainment. Ama film seven insanın gideceği bir şey değil.
Çantam kucağımda duruyordu. Bir anda dizimde bir yanma hissettim. Çantayı açtım; Laptop adeta çayın içinde yüzüyordu. Termos stanley'in tetiğe basınca kapağı açılanlardandı. Herhalde bir şekilde baskı oldu ve kapak açıldı. Çay doğrudan laptopa dökülmüş.
Laptopu elime aldım, elim yanıyordu ama umurumda değildi. Cazur cuzur sesler geliyordu. Salondan hızla çıktım. Gişeden peçete aldım, kapağı kaldırdım: Ne klavye ışığı yanıyordu ne ekran. Sadece cızırtı ve koku vardı. Peçeteyle silebildiğim kadar sildim. Çanta zaten kullanılmaz hâle gelmişti.
Laptop elimde eve koştum. Tornavida setini çıkardım, alt kapağı açtım, bataryanın logic board’a giden kablosunu söktüm ama içi zaten çay doluydu. Parçaları teker teker söktüm, sildim. Sigortalar yanmış gibiydi. Saf alkolle elimden geldiğince temizledim, havalandırdım.
Ertesi gün Akasya’ya götürdüm. Ne olduğu orada netleşti: Bozulmayan tek bir parça yok. Muhtemelen bu kadar bozulmasına sebep olan buhar. Ekran da direkt ölmüş. Soketlerden logic board’a kadar kısa devre yapmış. Batarya gitmiş.
Yazılarımın büyük bir kısmı masaüstünde olduğu için neyseki kurtuldu ama çok fazla şey gitti. Bana ilham veren fotoğraflar, videolar, notlar… Bir sürü şey artık ulaşılamaz halde.
Logic board’u onarabilen yerler var mı diye bakacağım; belki öyle bir umut olur. Apple’ın bu konuda hiçbir faydası yok. Sadece parça değiştiriyorlar, veriler kurtarılmıyor. Çıkardıkları fiyat ise içler acısı.
Elimde laptopla eve koşarken aklımdan geçenleri hâlâ düşünüyorum. O anki panikle, yıllara yayılan bütün emeğin bir anda yok olduğunu sandım. Sıfırdan başlayamazdım. Hayallerim gerçekten yanarak gitti. Ve o çıkan ses hâlâ kulağımda.

Yorumlar
Yorum Gönder