Roman Yazmayı Denemek 105

Sahilde Kafka, Haruki Murakami

    Yazarken nerede duracağını bilmek zor bir mesele. Yazan için her şey çok açık bir şekilde ortadayken üçüncü bir şahıs için öyle olmayabilir. Nitekim bu şahıs tamamen yabancı ise öyle olacaktır da. Yazmayı seven biri olarak sevdiğim şeyleri anlatmayı da seviyorum ve bunları kullanmak istiyorum. Kimi zaman etkileyen yazarları, kimi zaman filmleri, müzikleri ve hatta oyunları. Bir yazarın başka bir yazardan alıntı yapması çok olağan bir şeydir. Zaten çok okuyan insanlar bir noktadan sonra kendilerini alıntı yaparken bulurlar. Son 100 yılda ise artık filmlerin ve müziklerin de alıntılandığını görüyoruz. Yakın zamanda Sahilde Kafka okumaya başladım ve Murakami durmamış, yazmış da yazmış. Senfoni anlatmaya başlamış. Kafka'yı yazmamış sadece, öykülerini de kendi kurgusu içinde açıklamaya çalışmış. İşin gerçeği ben de benzerini yapıyorum. Sevdiğim şeyleri mutlaka kurgunun içine yerleştiriyorum. Ama bunlardan ne kadar bahsetmem gerektiği zor bir mesele. Örneğin bir Yaşar Kemal alıntısı yapmak ile bir Deus Ex alıntısı yapmak aynı şey değil. Çünkü bunların alıcısındaki ortak kümede az insan var. Geride kalanlar için ikisinden biri bir şey ifade etmeyecektir. O noktada da bunu bir şekilde okuyucuya açıklaman gerekir. Neyi ne kadar anlatman gerektiği, kurguyu bozmadan bunun şartlarını hazırlamak zor bir mesele. 

Sahilde Kafka'dan bir sahne. Çizerini bilmiyorum ne yazık ki.

    Bir diğer mesele ise Sahilde Kafka okurken yeniden fark ettiğim bir metnin akıcı olması, bir yabancıyı bile kendine çeker. Kafka'ya yabancı değilim, aksine yazdıklarını en az Murakami kadar okuduğumu düşünüyorum, fakat Sahilde Kafka okuyan diğer insanlara baktığımda metaforlar onlar için bir şey ifade etmese de, hikâyenin alt metinleri ulaşmamış bile olsa kitabı sevdiklerini söylüyorlar. Murakami'nin birinci şahıs anlatımı ile sağladığı bu akıcılık tek başına övgüye layık. Sık sık kendi yazdığım kitabın ne kadar akıcı olup olmadığını kontrol ediyorum. Bazen belirli bir ruh halinin bile yanıltabileceğini düşünüyorum. Örneğin üzgün bir ruh halinde yazdığım bir sayfanın, mutlu bir anımdayken okuduğumda aynı hissi oluşturup oluşturmadığı önemli bir mesele benim için. 

Yine Sahilde Kafka'dan.

    Müzik dinlerken yazmak ise korkunç yanıltıcı olabiliyor. Müzik çok fazla boşluk dolduruyor. Müziksiz okuduğum zaman yazarken hayal ettiğim duyguların orada olmadığını görüyorum. Baştan yazmam gerekiyor. Yine de müzik dinlemek kuşkusuz bir şekilde hayal kurmak için iyi bir tetikleyici. Geçenlerde ilginç bir şey yaptım ve bu sefer bir konserde yazmayı denedim. Aynı şekilde hikâye de yüksek sesli müziğin çaldığı bir ortamda geçiyordu. Şimdi geriye dönüp yazdığıma baktığımda hiç de fena olmadığını düşünüyorum. Hatta o gün o konserde yazdığımı kitapta kullanacağım. Yaz geldiğinde bitirmiş olmanın ve çevremdeki insanlara yavaş yavaş okutmaya başlamanın hayalini kuruyorum. 

Gittiğim konserden çektiğim bir fotoğraf.


Yorumlar

Popüler Yayınlar